12 EYLÜL İŞKENCELERİNDE PDF Print E-mail

SUÇ DUYURUSU !..

Burdaki  ismi geçen kişilerin , Kişilik haklarına saldırı kastı ile  değildir , bilakis  şikayetimdir , Bana fiilen yapılanlardır  burdaki   iddialar  , ilgili mercilere ve sorumlulara malümattır .




12     EYLÜL  İŞKENCELERİNDE  BÖYLE  AĞIRLANDIK !..
DEMOKRASİYİ  BÖYLE  RAYINA  OTURTUYORLAR (?!)

12 Eylül Askeri darbe hakkında çok şeyler yazıldı fakat asıl 12 eylülü bire bir yaşıyanlardan hiç o kadar çıkmadı başına geleni yazmadı , varsada ben rastlamadım , Yazan oldusayda bunlar hiç duyulmadı , başıma gelenin özetini , hepsini değil bir kısmını yazmayı akıl etttim .
12 Eylül  Askeri darbe bir felaket idi , yanlız kendi halklarına değil bilakis Dünya İnsanı içinde bir felaket idi , çünkü bir çok çetelerinin projesi o zamanlar sahneye kondu , aptal yerine yanlız Türk , Kürt hakları değil bilakis Türkiye ile o demlerde bağları sıkı fıkı olan Devletleri aptal yerine saydılar .
Susurluk çetesi diğebilirimki Benim Sökedeki davam ile doğuş tarihidir , bir dönemin Bayan Başbakanı Çiller ve çevresi Kuşadasında Sedat bucağa koltuk çıkanların başındaydı , Susurlruk kazasından sonra bilindi isede geç bir bilgilenmedir .
Sazlı köye yerleştirilen ve kendilerini Siverek ,Viranşehirli diye bize tanıtılanlar PKK lı birini  katledip ismi merhum Halil çavgun doğru yazdığımı sanıyorum  , böylesi bir çatışmadan sonra PKK ile sorunlu olanlar idiler .
Bir çok bilinmeyeni , karanlıkta kalanları12 Eylül 1980 lere uzanmalı hemde Benim Sökedeki Uyuşturucu davam ile olan meşakat yıllarımı deşmeli  , Deşilirse çok şey gün yüzüne çıkar ,  Asıl çetelerin veya jitemin  kuluçkalandığı alan orasıydı , aşama , aşama diğer alanlara yayıldı isede  Söke start yeriydi  , Kürtlere karşı  Rızgari  derneklerini birde Sazlı köyde o dönemlerde kullanıldı .
Yaklaşık 26  yıl geçti üstünden çok kişiye anlattım bunları taki gazetecilere bile tabi gazeteci derken mesleğinin erbabı olan var birde alaylı gazeteciler , en çok Ben alaylı gazeteciler ile bu konuyu konuştum biz Kürtrlerde azımsanmıyacak kadarda zaten alaylı gazeteci boldur , tabi çevremizdede boldur .
Ben hem erbanına hemde alaylı gazetecine anlattıklarım duyrulmadı yani yayınlanmadı  çünkü ALTIN HİLĀL DOSYASI  kapsamında anlattığım için haliyle UYUŞTURUCU gibi bir sirayetsel vakanın ucu bazı kendi çevrelerine değdiği için  ne işkencelerdeki geçen günlerimi nede  ALTIN HİLĀL  ile ilgili hiç bir şeyi yazmadılar .
Ben ALTIN  HİLĀL için bir özeti yazıyı
www.elat.ch Kitab @ menüde tutuyorum onu tekrar yazmaya gerek yok , Ben bu davadan tutuklanıp yargılanırken yani uyuşturucu ticaretlerine karıştığın için gördüğüm işkencelerdende bir özetini İnternet sayfamda tutup meraklıların merağını gidermeyi düşündüm .
Mahkūmlar  işkenceden nasıl geçiriliyordu onuda yazıp bilinmesini isterken  yanlız her ceza evinde aynı değil  farklı , farklı işkence biçimi olduğunu sevten gelen mahkūmnlardan öğreniyorduk .
Söke ceza evinde  vana bozuk bahanesi ile borudan sızdırılan suyun koğuş bahçe ahlusuna betona akıtılıp  geçe ve gündüz sürekli su sesi , su şırıltısı ile uyumak ve uyanmak vardı , su şırıltısı yaklaşık iki metre yüksekten betona dökülen sudan çıkıyordu , boru birkaç kez  Süleyman yedi gün isimli mahkūm arkadaş tıkadıysada çok tazikli fırlatışla tıkatılan tıkacı tekrar dışa attı  .
Bitmez tükenmez o su şırıltısı ile geçen geçe ve günler , mahkūmlar defalarca şikayetci olmasına rağmen vana tamir edilmedi sonunda  mahkūmlar olmazsa biz kendi kesemizden masrafları temin edelim bu kızıldereli işkencesinden kurtulalım diye baş vuru edildiysede yine o işkence verici , ısdırap edici su şırıltılarına son verilmedi , su şırıltıları içinde mahkūmlar uyutuluyordu .
Yeni gelen mahkūmlar haliyle kafaları tıraş edilir sonra koğuşa atılırdı , Ben gelen mahkūmların tıraşlı kafalarına çok iyi dikkatle bakardım çünkü bazı emāreleri önceden bazı mahkūmlarda gördüğüm için yeni gelenleri gözetimleyip gelişme ne yönde  olduğunu kavramaya çalışıyordum , yeni mahkūm kafa derisi bilinen dışarıda gürdüğümüz biçimde düz ve kırışıksız fakat bir hafta geçince yavaş , yavaş kafa derilerinde kırışıllıklar belirirdi , dışarıdan gıda alınması yasak yanlız idarenin verdiği ile yetinmek zorundaydık .
Kafamızdaki olan o denişik deri kıtışığının sebebini dahada anlamış değilim , bu konu sağlıkcıların bileceği bir iş olsa gerek , onlar bilir ilaçtanmı yoksa başka bir sebeptenmi herneyse yeni gelen mahkūmda bir kaç hafta sonra kafa derisinde kırışıklar gözleniyordu .
Ben hakim Hüseyin Gönüle mahkemenin seyrini deniştirdiği için çıkıştım  , oda kürsüdeki kül taplasına uzandı , ben devanla  şunları dedin  SENİN  ADALETİN  BUNU  İSTİYOR  DEYİP  HAYALARIMI TUTTUM oda intikam alırcasına beni Sağmacılar ceza evine sevk edip bunun Adli tıp kontroli gerek bahanesini öne sürdü ve karar aldı .
Aslında Adli tıp konroli falan gereken bir durum yoktu onun maksadı sevk işkencesini takbik ettirip  beni yıldırmak , gözdağı verip Adliyedeki saltanatının  gücünü göstermek istiyordu , Mahkeme kararı ile Beni sağmacılar ceza evine  ve Adli tıp kontoli  için iki jandarma ve otobüs ile gönderdiler .
Beni sağmacılara sevk ettiklerinde Sağmacılar ceza evine ilk girdiğimde müşahede koğuşuna verdiler , aman Allahım o neydi , koğuşcusuda yoktu bakımı için ben kolları sıvadım , kardiyandan paspas vs temin ettim koğuşu bir baştan bir başa zeminini temizledim , Benim için temizlikci parası toplamak teklif ettilersede kabul etmedim , orda iki çucuk tutuklu vardı bana biraz yardım etmişlerdi  onlar kendileri için herhalde biraz para toplamışlar .
Sağmacılar ceza evinde işkence biçimi ise faklı idi  on veya onbeş gönde bir kez battaniyeler yıkanma maksadı ile alıp götürülürdü özel üretilen bitleri içine serpip tekrar mahkūmlara alın yıkandı , tenizdir diye verirlerdi .
Ben yeni olduğun için bazı mahkūm arkadaşlar beni uyardı ve yıkanmadan yeni gelen  battaniyeleri dikkatle kontrol ettim ,  doğruydu içinde bitler doluydu yeni yıkanmadan gelen dedikleri  battaniyelerin , bitleri iyice kotrol ettik beraberce , bitler aç yani hiç bir insan kanı emmiyenler idi çünkü insan kanı emen bit ile emmiyen bit arasında fark belli idi .
Bitler gelince aklıkları bir kaç gün içinde emdikleri kanlar ile renleri koyulaşırdı , bazı mahkūmlar gerçekten aklen ve bedenen özürlüydüler bitlerden korunamıyacak kadar kendilerini koyvermişcesine bitkin yatıyorlardı , onlarada yardım ediyorduk en çok koyu renkli bitleri onların batteniyelerinde ve giysilerinde buluyorduk ve öldürüyorduk .
Namaz maksadı ile koğuşlardan namaz kılacakları namaz vakitleri ceza evi mescidine gdip gitmelerine izin verirlermiş , Tabi bu  durum sūistimāl edenlerin yüzünden mescid kitkenmişti , yani namaz maksadı ile  hap veya esrar satışını mescidte yaptıkları için mescid kilitliydi .
Adli tıp kontrolini yaptılar , tekrar Sökeye  gitme hazırlığını yapın demişlerdi , Sağmacıların durumu buydu sevk zananı geldi bizi çağırdılar  tek , tek ellerimiz  sıkıca kelepçelediler birde ara zinciri ile bizi katarlayıp bir ring arabasına bindirdiler sağmacılardan ayrıldık , beş saat kadar zaman sonra bir mahkūm tualet ihtiyacı  gidermeyi istedi isede duyan olmadı , bir saat geçmedi mahkūm altına çişini etti sidik dabana sızdı kokusu hissediliyordu .
Yolculuk devam ediyordu  Bursa , Burhaniye , Manisa , İzmir buca , Söke , Milas , Muğlaya bırakılacak mahkūmlardık , hiç unutmadım ramazan ayı idi bende orucluydum , bereket benim tualet sorunum olmadı oruclu olmamdan olacak herhalde .
Fakat mahkūmlara tualet ihtiyacında kaçarlar endişesi için verilmediğinden altına eden edene idi , ring arabası oturak  altı gölet , gölet sidik oldu , sidik seli  araba firen yapınca sahile vuran dalgalar gibi ön kasaya çaptıyor , gazlanınca sanki taşkın , sel gibi sidik arka kasaya çekiliyordu tabi ayak kaplarımızı yalatarak , çünkü Ring arabasının altı sac demirden idi  sidik göleti içnde işkenceyide ettiler .
O  kelepçe ve ring işkencesinde  kelepçeler kimi mahkūmları bilek kemiklerine kadar oyturmuş  tenlerinde kızıl , kızıl  kelepce izleri , bir birimizin kelepçelerini  azda olsa sağa sola oynattırıp veya ağzımızla , dişlerimizle kelepçeleri bilekteki yerlerini bir santimde olsa kımıldata bildikse oh ne alā bir nebze rahatlamaya çalışıyorduk .
İşkence yanlız kelepçeler değilki ring arabasının altı sidik göleti havalandırma yok çok küçük sağda ve solda iki parmaklı ve tel örgülü pençere dışarıyı bile görmek nerdeyse imkansız , yanılmıyorsan ben bir tam gün ve geçe o işkencede kaldım ve Söke ceza evine tekrar teslim ettiler , ring arabası Milas ve Muğlaya doğru çekip gitti , gitmesine gitti ama  ben o işkenceden kurtuldum  fakat aklım fikrim içindeki mahkūmlarda kaldı .
Mahkeme günü geldi biz Söke Adliyesi mahkeme koridorunda elleri kelepçeli jandarma çenberindeyken Susurlukta  Aptullah Çatlı ile kaza geçiren Sedat Bucakta Söke Adliyesindeydi , ne ettilerse ettiler tüm zanlılar serbest bırakıldı , avukat Mahmut hoşgöz ve bir dönemde Millet vekilide olan  Sedat Bucak ileydi  Bu atmosferde Adli tıp raporu okundu ve cezayi müeyyidesi var denilip  8 yıl 4 ay cezayada çarptırıldım , 12 Eylül  lisanıyle al sana İnsanlığın bedeli budur denildi .
Mahkeme tümüyle çete denetiminde geçti 12 Eylül yanlız bunları değil nerde bir , birine düşman , hasım bulduysa ve kafasına taktıysa  her ikisinide tutuklayıp aynı koğuşa tıkayıp birbirlerinede kırdırıyordu , böyle bir kalleşliğe bende māruz kaldım sol tarafımdan kalp yakınına şişle vuruldum , hende mahkemeden daha bir saat sonra kanlar içinde hastahanaye kaldırıldım , Doktor dedikleri biri gelip gözlerime baktı bir şeyi yok yaşayabilir deyip hiç bir   tıbbi müdahale edilmeden gerisin geri ceza evine gönderdim .
Aynı günde hem karar verilip ağır cezaya çarptıtılıyorum  , hemde aynı günde şişle vurulup hastanelik oluyorum ve yaram bile sarılmıyor , sūikastlı bir hüküm kararıda denilebilecek durumda kalıyorum , bu durum 12 Eylül  Askeri derbeli Türkiyesinde Bana  olanlardır . 
İşkencelerimmi ?  saymakal bitmez ki Allah cc öldürmezse öldürmez 12 Eylül yüzünden birde sürgünleşip yani mültecilik hayatımda kış yaz sırt cantası umuzunda bir saz ne ev ne bark açıkta yatıp kalkmakla geçen günler .
Kolay değikl beş yıl kadar açıkta kalmak ,Üç kez geçe açıkta yattığım için donma tehlikesi geçirdim , bir defasında geçe  içinde barındığım naylon barınaktan uyanınca her taraf karla kaplıydı , bir yandan Kürtçe dilini yaşatma mücadelesi bir yandanda doğanın çetin koşullarında yaşama mücadelesini hep o aşk yüzünden hep o Kürtlük sevdası için çektim .
Şimdide İsviçrede Resmi belgelerim verilmiyor , ev sorunum kasıtlı var kılınıyor , 14 yıldır yasal haklarım gasp edilmiş verilmiyor vesayre , vesayre yani bu güne kadar hep Devletler bana mücadeleden çekil dercesine baskı ettiklerini gördüm  .
12 Eylül  işkencelerinden yaklaşık 26 yıl geçti yazsam ne olur yazmasam ne olur olan olmuş fakat sırası gelince soranlar oldu , inanın İsviçrede bile bunları anlatmamdan rahatsız olanlar çıktı , burdada bu konunun kapalı kalmasını ve duyulmamasını isteyenler çıktı , her halde ucu kendilerine değer korkusu vardı sanıyorun , hem sol düşünceli kalemler hemde humaniterlerdende vardı .
Zaten meslekten gezateci olanların çoğu , Beni gördükleri vakit herhālde seferberlik akıllarına geliyorki , tenime İnsanlık sayfası adına yazı yazmayı değilde kalemlerini gözüme sokacak pozisyon arıyorlardı , Alaylı gazetecilerden  tanıdığımda çok vardı , çoğu Kürt idiler fakat Benide bir Kürt olduğumu bildikleri hālde siyasetleri gereği kendi yelpazesinde uçan kelebekler gibi , neresi yaşanabilir ortamlarını gözete , gözete yayaıncılık ediyorlardı , Öyle geğilse Ben bunları çok kez onlardan olanlarada anlattım ne diye yayınlanmadı ? Okuyanınız ve malūmatı olan varmı sayın ziyaretciler ?
İnternet sitemde bunların yayınlanmasını istemeyen bizzat İsviçrelilerdende  çıktı , sanki 12 Eylülül mirascıları gibi  ...imişlercesine kem kom edenlerde oldu ,  pkk adını kullanan aslında PKK lı olmayan  PKK yı karalayacıların saldırısına bile uğradım .
Sayın  A . öcalana Süryedeyken Avrupada şartlar olgunlaşmamış , gelemezsin diyenlerdende karşı duruşlu olanlar banada aynı tutumu sergileyenler çıktı , VAY be Altın hilāl uyuşturucuları için Avrupada şartlar olgunlaşıyorda müsaitte olabiliyor (!)
Gençliği vahşetlerden korumaya kalkan , Aile yuvalarının yıkılmasına sebep olunmaması için  , İnsanlığa ısdırap çektiren durumlara dur demek isteyen ben gibileri içinde şartların ham ve olgunluğundan dem çekenlerin martavallığınada inanıyorlar !..
Kim bu deyeşi demiş ise Allah  cc ondan razı olsun !..
DOĞRU  SÖYLEYENİ  DOKUZ  KÖYDEN  KOVARLAR
Allah cc doğruluktan mahrum etmesin !..
Nebi güler
Saygılarım ile        25 Haziran 2006
*********************************
Hey SEVGİLİ !..
Duydunmu köye jandarmalar gelmiş
Beni  ...
Beni sorup arıyormuşlar ,
al bu emanetim sende kalsın ...
Başıma bir iş gelirse , kaldığım yerden devam et , veya ettir ettire bildiğn kadar !..
Çünkü sende dememiş idin ?
gözü yaşlı birini görünce  
ve hıçkırık seslerni duyunca ...
sanki kendimi işkencede hissediyorum !..