|
AMERİKADA TEKSAS TÜRKİYEDE SAZLI KÖY !.. 18 juni 06
Sazlı köyün geçleri ve İnsanı belkide Egenin en çetin insanlarıdır , Yakınlarında bir miting , nerde bir atışma , kakışma varsa onlardan mutlaka birileri o hengāmeye iştirak eden bulunur . Türkiye İç işleri bakanlığı asaiş indeksinde belālı köylerin listesinde baş sırada olduğunu duydum , fakat listeyi görmedeim , işte böye bir köyde gel sen gençlik kolu başkanılığı yap hemde spor kolu başkanlığında bulun , her yiğidin harcı olmasa gerek . Evet geçler kendi aralarında beni başkan seçip , ve bana gelip sen bizi idare et senin sözünden çıkmayacağız dediler , Tek , tek gözlerine baktım biraz inanır gibi oldum , fakat şuda aklımdan geçti ( Bunların mutlaka bir ihtiyacı var ama ne ? ) hele bekleyeyin diye kafamdan geçti . Sazlı köyün geçleri aynı zamanda ileri görüşlü ,ve devrimci karekterleri oluşlarıda bir gerçektir , kimi orta , lise ve yüksek okul öğrencisi , kimi yaz sömestresinde Kuşadası gibi turizmde garson veya turist rehperiği yapanlarıda eksik değil içlerinde , medeniyet aşkı ile dolu olan gençlerdi . Bir gün biri gelip bu devrimci geçlerin bazılarını bana şikayet ettiler , şikayetin konusu Devleti bir hayvana benzetmişler , benzetende bir kürt , şikayete gelende türk bir genç , her ikiside sazlı köylü , her ikisinide severdim , şikayetin içeriğini tam anlak için etraflıca sordum . Şikayete gelen de Türkiye cümhürriyeti Lozan antlaşması sonrası kurulduğu için , kürt gençleri kendi aralarında , ve bazende aşırı sağcılarla sözlü dalaşmada al aşağı etmek için , vede kürtleri haksız bırakan Lozanıda bazen kınama gayesiyle İsviçreyi Devlet üretme çifliğine benzetirlermiş . Bunu duyunca uykudan uyanırcasına gözlerim biraz daha açıldı , çünkü ben onları antremanlara çıkarırkende o sözleri bir kaç kez duymuş idim , ama ben her hālde okul ödevleri var , akşam ders çalışması için bir birlerine bilgi danışıyorlar , Devlet üretme çiftliği hakkında sanmış idim . Devlet üretme çiftliği diye anladığım şey , meğerse İsviçreyi ve Lozanı vede Türkiye cümhürriyetini kast edip kınama gayesi ile edilen lakırdıymış , bu deyimi o dönemin liseli talabeler , Tarih dersinde kendi aralarında Kürt öğrenciler Lozan sınır konfransına taktıkları veya yakıştırdıkları bir isim imiş . Ben bunu ilk kez Sazlı köy Spor kolu başkanlığını yaparken antremanlarda gençler kendi aralarında söylerken duymuştum , Ben herhalde gençler hayvan besiciliği ,hayvan yetiştiriciliği ile ilgili okul ödevleri varda ondan İsviçre Devlet ürütme çiftliğinden bahsediyorlar diye kulak asmamış idim . Meğerse Lozanda meşru kılınan ve sınırları çizilen Devletlerin ürendiği yerin LOZAN olduğu için Kürt gençleri bu Tarihe Devlet üretme çiftliği yakıştırmasını ediyorlarmış okulda . tabi bu çok rahatsızlık etmiş olmalı ki aynı köyden bir kaç genç onları bana bir kaç kez daha şıkayet ettiler . Bir gün gençlerle yine maç öncesi bir aradayız aklıma geldi tam zamanı diye o Devlet üretme çiftliği mevzusu açıp bir daha böyle kırıcı sözlerden kaçının demek geldi aklıma , fakat maç moreli kaybedilir endişenle söylemedim , maçta Söke liderlik final kupası oynanacaktı , Sazlı spor karşısına karma bir takımla çıkan takım savcı köy ve Söke spordan oyonculardan oluşuyordu . Daha maç başlamadan Sazlı spora KURO takımı demişler, vay senmisin bunu diyen Sazlı sporlularda onlara Devlet üretme ciftliği diye karşılık vermiş ,Baktım birbirlerine veren , verene gırla sürüyor , maç holiganlaşmaması için el kol işaretleri ettim isede bazıları susutu .bazıları verip veriştirdi yine . Maç başladı , Tabiri caiz ise bir tarafta Kuro takımı diğer yanda Devlet üretme çiftliği takımı anlayışı ve öfkesiyle oyun sürüyordu . Hakem ise yanılmıyorsan Sayın Toto Tahsin idi , maçta bazen kasten tekme , ve umuz vurmalarlada oluyordu , Adilin bir şaha goli ile stad takiler ayağa kalktı , goli atan Adile bir taraftar Onalar devlet üretiyor sen gol üret !.. diye tezāhürata bulunuyordu . Maç Sazlı sporun galibiyeti ile son buldu , kupayı aldılar Söke sezon birincisi oldular , fakat o kırıcı olan sözler keşke söylenmeseydi !.. bir kaç kez na hoşluğuğmu belirttiysemde bana şu yanıtlar gibi yanıtlar verdiler söyleyene değil söyletene bak sayın başkan !..dediler . Artık ben maçı değil bir deyişin İnsanları nasıl deşarj ettiğini , ve bir Milletin hakları ile oynanınca o Milletten İnsanları nesilden , nesile yapılan hatalara denişik kınayıcı atfetmeler veya husumetin kaynağı olmaya devan edilişin sebeplerini özdeğişleştirilip nasıl nesileden , nesile geçtiğini , bilmeyenimiz varmı ? Amerikada teksas ve Türkiyede sazlı köy deyişi her nekadar Sazlı köylüler için isede , aslında bu sözü çevre köyler veya şehirdekiler Sazlı köylülerin eylemci hareketlerine atfedip kullanırlar , biz bu gibi sözleri kullamırken neden şöyle düşünmüyoruz ? söze esin olan kaynağın varlığı olmasaydı , o sözler esin kaynağı olabilirmiydi ? veya biz bu gibi hoş olmayan durumun olmaması için nesilden , nesile öz deyişsel bir tutum gibi geçmemesi için hiçmi sorumluluğumuz yoktur ? Bu gibi sorular bir hayli çoktur , Ben Sazlı köy gençlerini iyi tanırım ,ve bilirim , öz geçmişleri Aile bağları ta Ağrı isyanına 1925 lere kadar uzanır , Onlar Sazlı köyde sürgünde dünyaya gelmişler, fakat Aile içinde yetiştikleri ortamda , belki her gün her konuk toplantılarında ister istemez Ağrıdaki akrabalarını sorarlar , onlarında durumunu birbirlerinden öğrenirler . Hāliyle çocuklarda bunu duyuyor , ve konuşulanları öğreniyor , öğrenende sırası gelince öğrendiğini yaşam biçimi hāline dömüştürüyor , kısacası ister Uluslar arası bir andlaşma , ister bir sıradan kararlı ile geleçekteki neslini seven ,ve onlara yaşanacak iyi bir ortam bırakmak isteyenler yukarıdaki örnekler gibi nesillerin motivize olmaması için gayret harcamalıdır ,ve harcamalıyız diye düşünüyorum . Türkiye ve Kürdüstanda görebildiğim kadarı ile öykünmenin çağdaş sayılıpta aslında hiçte olmuyan benzeşimlerinin alındığı yer hep BATI olmuş , Batılılaşmayı kast etmedim öykünmedeki kılık , kıyafet ve tuvalet gibi veya şu bu isimlerle lakaplanma veya atıflanmayı kast ettim , elbette her İnsanın çağdaşlığı başkadır , sen her mantığın ahlaklız bulduğunu ,veya sen her Dinin günah saydığını elbette çağdaşlıktır dersen , o deme kişinin kendi kendisinin olur . İnsanı tarif edenler ; o bir hayvan idi el ve akıl ona diğer türlerinden , yani diğer hayvanlardan daha çok imkān sağladı , ve Dünyada üstün duruma geldi demeleri doğrultusunda kendimizi değerlendirirsek , İnsan ve medeniyet asırlarca aşama , aşama gelişerek bugünkü seviyeye gelirken , hep hoş görü olmaya veya tavizler vererek , olgunluk adını kazana , kazana veya sevecen , iyi kalpli ola , ola hümenist ola , ola yükselerek gelmiştir . Birde bunun aksine yani , ne hoş görü , ne tavizkar , ne anlayış , nede iyi niyetli olmama , olmama sürer ise hayat ve sürdürülürse , o zaman İnsanlık gerisin geriye hani onu tarif ettikleri o insanki bir HAYVAN TÜRÜDÜR yerine mānen tekrar intikal etmezmi ? Bence eder , çünkü İnsanı İnsan eden mānadır , o māna ki akıl ve mantık sahibininde reva saydığı olanlardır , o māna hāli olmaz ise İnsanda İnsan olamaz , Ruh hem mānadır , hemde māna ruhun atmosferi gibidir vesselam .
SEVGİYLE KALIN !..
EDİTÖR : NEBİ GÜLER WWW.elat.ch
|