KÜRTLER ve SAVAŞ !.. PDF Print E-mail


KÜRTLER   ve  SAVAŞ

Eski Tarihte Kürtler şüpesiz sümerlerden başlıyarak mezepotanyanın her çağında savaşları olduğunu kesince ne zaman  kimlerle savaştıklarını bilmesemde bazı araştırmacılar kanıtlar öne sürerek Kürtleri  Kasitler , Kimmerler , Huriler  ,Gutilere bağlarlar kürtlerin eski  medeniyetleri olduğunu kabul ederler , olabilirde olmuya bilirde çünkü sözü edilen bölge bir çok halkın varlığını arkologlar dile getiriyorlar .
Fakat Kürtler o bölgenin en eski  bir halkı olduğu kesindir , o halde bölge tarihininde de miras sahibidir , tartışmaları noktalayan en kesin belgelerden biri ONBİNLERİN DÖNÜŞÜ  tarih yazarı Ksenofon kayıtlarında savaşcı kürtlerden bahsederken kürtlerin üç kişi ile kulanılan kalkan delen oklarını çok enteresan bulduğunu o güne kadar Helen boylarında o biçimde ok atan yayın  olmadığını kendilerini kürtlerin   kalkan delici oklarından zor kurtardıkları anlatır.
Her milletin Tarihinde savaşlar oduğu gibi Kürt Tarihinde de savaşların ayrı bir konumu vardır , Kürtler hernekadar üstün cesaretli karekterleri ile savaşkan bir millet isede yaptıkları çoğu savaşlar yakın çağdakinler egemenliği altındaki Devletlere askeri hizmet görevleri veya seferberlik gibi biyük bir durum olunca , zorunlu veya gönüllü katılıp en önde savaşmaklada kendilerine şeref , onur saymışlar .
Savaşlar kültürümüzde çok önemli yeri ola gelmiş , elbette sebepsiz değildir bu savaşlar , Ben kültürel hayatımızda ve sosyal yaşantımızda savaşların ne biçim bizi şekillendirdiğini  ne gibi insan tipleri ve edebiyatımıza neler verdiklerini  yazarken tek amacım Kürtlerin sosyo psikolojik hayatlarına ışık tutup onları daha iyi tanımak daha iyi alamak vede anlatmak içindir .
Kürtlerin kültürlerindeki savaşların çok eskiden günümüze kadar  gah egemen Devlerler safında gah kendi içlerinden çıkıpta gelişi o milletin yeni neslini adeta şekillendirip biçimlendirmiştir , türkülerinde , folklöründe , hikaye ve masallarında mutlaka savaş temaları vardır.
Osmanlı döneminde Yemen savaşı sonrası daha düne kadar Muşlu kadınların başında Yemen karası yas senboli bağlıydı ve muş türküsünün şu veya bu nedenlede olsa o türküde ve kültürde Kürtlerde vardır  mesajını anlamak zor değil , Kürtler yine milli mücadele yıllarında kendi şehirlerine ünvanlar verilerek sevindirilirken verilen sanlarla Gazi antap , Kahraman maraş , Şanlı urfa gibi niceleriyle edebiyatlarımızda  o doğrultuda seyretti .
Kıbrıs barış hareketi diye Türkiye tarihine geçen Kıbrıs çıkartmasıda askeriyeden özenle kürt askerleri seçilip kıbrısa göderilince kimileri bu bir yalan demişsede sonraları kıbrısta Türk ordusunun girdiği yerlerdeki bina duvarlarındaki kurşunla atılan imzalar olayı doğrular nitelikteydi , diye övünc kaynağı yapılınca ortaya çıktı .
Askerdeki kürt askerler kendi vileyetlerinin adını kurşunla Van , Muş , Kars yazmışlar yani imzalamışlar , uzun isimli vilayeti olanlarda kurşunla duvara yazmak zor olduğu için kendi yöresel isimlerini kimi  Memo Heso Elo İse Bıro Ede hatta sevgilisine armağan için Dılo bile kurşunla yazıldığını  anlatılırken bu insanların orada savaşan kürtler olduğuda böylece anlatılmış vede anlamış olunuyoruz .
Fakat Kürtler en çok kendi yörelerinde savaş halinde oldukları için kimi geçim kaynağı kaçakcılık , kimi sınırların getirmiş olduğu kesavet , eski kürtlük bağlarının koparılmışlığın sebepleri veya kendi yayla sorunları veya hayvavcılıkta korunma maksadı ile silah ihtiyacı hep hissedilen bir şey olmuş , silah bulundurmak kürtlerde adeta okul envanteriymiş gibi hayatı onunla öğreniyorlar .
Kürtlerde  Devlet anlayışı yok denemez veya bu insanlar Devlet kültürünü bilmiyorda diyemyiz , çünkü   Devlet demek bir toplumun ortak uzlaşılmış düsturların örgütsel ismidir , o halde bakmalıyız ortak uzlaşımlı düsturlara sahpmidir  kürtler , Kürtler düstur dediğimiz yani Yasa , Hukukla bir yaşam anlayışı varmı ?  hiç olmuşmu ?  bu milletin böyle bir öz geçmişi varsa nasıldır ?  bilmeliz .
Kürtler demiş idik , ki bellidir savaşcı karekterleri bölgesindeki her halktan daha belirgindir , işte bu gerçekçilikleri yanlız başka halkların yanında onlar için savaşmamışlar  bilākis kendi aralarında da çok çetin savaşlar olmuş , bu savaşların  hepsi  kürlerin kendi aşieret  yasaları ile ya başlamış veya son verilmiştir .
Aşiret  yasaları her kürt için bir yaşam tarzıdır , Aşiretteki yaşlıdan tutun taki en küçüğüne kadar hepsi uzlaşılmış benimsenmiş belli , sarih dürturlarla hayatlarını idâme ederler , belki modern toplumlarınki gibi değildir yasaları , olmasınada zaten onların bir ihtiyacı yoktu görümüşte , nedeni ise onlar kendi yaşantılarını idame etireçek kadar yasaları vardı onlar yaşan biçimlerinde adaletsizlik olmaması için yasal her türlü önlemi kendi içlerinde bulndurup  barınmasını sağlanmış anlayışı içindeydiler .
Günümüzde bile kısmen bu durum hala sürüyor , Yazın yayla zamanı aşiret tümüyle aşiretin kendi düsturları hakimiyetinde olmak zorunluluğunu şattı , yasaları yaşatır durumda oluşları net idi , zaten aranılan şey huzur değilmi ? o halde aşirette onu sağlıyaçak kurallar vardı , demek oluyorki kürtler Devleti var kılan şeylerin benzerleri ile yabancı değildirler .Örnek ; eger iki aşiret veya aşiret kendi içinde savaş halindeyse hiç bir savaşcı yerleşim alanı içine kurşun sıkamaz bu kesin bir yasadır  eve , çadıra   kurşun sıkan her kimse onun cezası bellidir herkes bu cezadan haberi vardır , cezası ise ölümdür .
Neden bu ceza bukadar sert ve açımasız olduğunuda tanımalıyız ; ev ve  çadırlar çocukların , kadınların yani savaşa katılmayanların veya olası bir misafirinde o an orda olma ihtimali olacağı için bu insamlara geleçek zarar kutsal şeye gelen zararla eş anlamlı olduğu için af edilmez başka bir değişle savaş suçudur .
Sözü edilen savaş suçunu kim işlemiş ise  hiç bir aşiret o suçluyu barındırmaz ,konukluğa devet etmez , şayet suçlu firarda ise onu kim gördüğü yerde öldürürse  onu öldüren taçlandırırlar , bu kural tüm kürt aşiretlrinin temel düsturudur , en ilginç yanı saldırıya maruz  kalmayan taraflarca yapılan infaz  oluşudur.Belki çağa uygun bir tutum değil çok acımasız bir  yöntemdir , eski kafa veya orta çağ zihniyetidir de  denilebilinir , ancak bu  anlayışlı insanların gerçek bir yönü  var ona dikkat etmeli onu öne çıkarmalı oda şudur , Kürtlerin varlığını onların sosyal hayatlarını tümden garanti eden modern yasalar olmasına imkan verilirse vede kendi buyruklarıyla baş başa bırakılırsa o zaman kürtler tıpkı aşiret yasalarına gösterdikleri bağlılığını modern yasalarada gösterebilirler .
Başka bir değişle onlar kendi yaşamlarını bugünün şartlarına dünya koşullarına uyum sergiliyen yasalarını kendi bölgesel konumlarına göre düzenlemekten aciz insanlar değildirler, Kürtlerde yasama , yürütme hayatı yasal idameli olmasını bugün değil bilakis öteden beri kendi özlemlerinde yaşatırlar .
Düsturlu hayat başka bir adı yasal , kanun ile yaşamın olmazsa olmaz anlayışı çok güçlüdür o inanlarda , Sorun ; var olmaya çıkarılan engellerdir , varlığını idame ettirme sorunudur , kürtler kadar yasal , düsturlu yaşamı hiç bir Dünya milleti o denli ahenkli ,bağlı ve saygılı bir tutumla günümüze kadar kendi düsturlarıyla gelmiş olanlar yoktur , kürtlerde yasa sevgisi vadır , toplunsal anlayış güçlüdür , namus şerefleri kadar kanunları gözeten insanlardır .
Savaş suçlusuna gösterilen öfke onların nekadar toplumsal anlayışlı , insan sevgisiyle dolu olduklarını kanıtlar , kürtler kendi aşiret yasaları ile dağlarda adeta sıkıştırılmış , tecrit edilmiş olduğu için o orta çağ yasaları ile görünüyor , önlerini açmadılar , kendilerine uygun vede çağımıza yaraşır yasaları oluşturmaya imkan tanınmamış oluşu orta yerdeyken  o insanlara değil onları o konumda tutanları orta çağ zihniyetli tanımı yapılsa aceba yanlışmı olur ?
Gönümüz Dünyasında savaş suçlusuna çok benzerliği olan bu kürt yasaları  daha  ne BM ler nede İnsan hakları gibi kurumların düşünürlerini hayatta değilken savaş suçu yasaları Kürtlerde vardı ve halada onların yaşamlarında bulunuyor , Kürtler yasal insanlardır kanun ve nizamı seven toplumsal anlayışı namus vede şerefleri  gibi  korumasını bilen insanlardır  , yaslara gelebileçek en ufak bir zarara karşı suskun değildir.
Kürtlerin kendi içlerindeki savaşların çoğu aşiret yasaları çiğnenince vuku bulduğu bir gerçektir , yasa yani düstur anlayışı  korunduğu için bugün Kürt dili asimileden en çok korunan yerler arasındadır aşiretler , Kürt lisanı için tek baş vurulacak en temiz kaynak yine aşiretlerdir , yani aşiretsel yapı  korunmasaydı  bu güne  Kürt dilide  gelemezdi  onların lisanıyla müşerref olmazdık dersem abartmamış olurum .
Kürtlerde kadına verilen değerler için çok şeyler yazılmalı , bir örnek daha ; Kürtler kendi bölgelrinde çeşitli entrikalrın kurbanı edğilmişler bu entrikalar sonuçunda bir birleri ile çatışmaları sağlanmış ,bunları eniyi kanılıyan  1979 da İran İslam devrimi sonrasında şahın  yani  SAVAK ın gizli arşivlerini devrimin sesi ve Cumhuri İslan gazetesindeki deşifreleri sonucunda alenen bilindi .
Onları yazmıyorun ben Kürtlerin yasal sevdalı insanlarmı değilmi onun izahındayım . evet çok açımasız kürtler kendi içinde çatışırken bir kadın kendi baş bağını çatışanlar arasına atıp durun derse o kadına hurmet göstermekte zorunluluğuda bir düsturdur , aksi halde namusa saygısızlıkla suçlanıp ağır bedeller ödemek zorunda kalır hurmet götermiyen veya göstermiyenler .
Yasalara saygılarını tanıtmaya devamla , eger kürtler kendi aralarıda çatışırken biri çatışmadan vaz geçip çatışma ortamından ayrılıp evine veya çadırına girerse artık o selāmette sayılır çünkü meskenine girmiş meskende hiç bir gerekce haklı göterilip ihlal edilemez , konuta ne kurşun nede benzer şeyler atmakta savaş suçudur , cezası ise kesin kes ölümdür .
Görüldüğü gibi onlarda bir yasal , kanun anlayışı var , dediğim gibi orta çağ kanunu olabilir , çok geri ve çağdışıda olabilir ama o insanşarda düsturla, kanunla yaşama hayatı idame ettirme geleneği var , çağa uygun yasalarını yapacak ortam bulamamışlarki o orta çağ anlayışından çıkıp çağımız dünyasına ayak uyduracak nizamlarını hayata geçirsinler .
Bir millette savaş suçu anlayışı ve savaşın hangi hallerde suç teşkşil  ettiğini bilme zihniyeti varsa veya öteden beri kendi koşullarına uygun düstuları ile bu geleneği hiç  çiğnetmeden getirmiş  ise taktire ve yüceletmeye değmezmi ? Bir misafir çatışanlar arsına girip dur derse o çatışma mutlak durur , Ben  bir kaç kez böyle çatışmaların durmasını sağladım ,  bana değil benim misafir oluşumun hurmetine dediklerimi yaptılar .
Medeniyetin ölçüsü İnsan değildir , İNSANLIKTIR  kürtlerde biri bir kürdün evene gidip  haklı gerekçelerle bir kusur varsa o kürdü evinde en sert eleştiride ve tenkidtlerde bulunabir , sizi misafirliğin hurmetie bağlar hurmet ve ikramını yinede sürdürür fakat aynı tutumu çarşı , pazar başka ortamda yaparsanız ona tahammül etmez sizede benzer tenkitler veta sertleşmeleri gösterir , burada kıssadan hisse var neden evinde hurmetle karşılıyor aynı tutumu , dışarda karşılamıyor? Çünkü ; Misafir ve Melek kürtlerde aynı saygı derecesinde tutulur .
Görüldüğü gibi Kürtler medeni  İnsanlardır , Misafire , Savaş suçuna gösterilen hassasiyeti ben şahsen bugüne kadar hiç bir millette görmedim , göçebelerle bulduğunda bana en güzel yatacakları ve en hoş yitecekleri verdiler , bunu bir onur sayıyorlardı , kendi himayesinde olanlara gösterdikleri güven verici durunları ben onlardan biri olduğun için değil bazı kaçaklar Dağda lokanta vesayre olmadığı için  onlara sığınmak zordayken bunları gördüm .Ben çok çetin koşullar altında aşiret hayatını bire bir yaşarken asıl kürtçenin katışıksız lisanını tespit çalışmalarımda nice canlı tarihlerle  tanıştım , bana kendilerinden biri olduğum için bazı sırlarını söylemekten çekinmediler , ançak başkalrı bilmemek kaydı ile ve yeminleştikten sonra anlattılar , anlatanlarda ağrı celali isyanında çocuk yaşta denilebilinecek kadar küçük olanlar bana yıl 1979 da anlattılar.
O yıllarda İranda Şahlık devrilmiş Dini devrimle iş başına gelen şiíler Şahın gizli arşivlerini CUMHURİ İSLAM gazetesinde gün be gün yayılıyorlardı , Kürtleri nasıl alınmış satılmışlıklarını belgelerle yayınlanıyorlardı , işte o dünemde ta öteden beri kürtlerle ilgili inkar edilen belgelerde Şahın gizli arşivinden çıkarılıp yayınlanırken Ağrı isyanı ve sonrası küçük Ağrı ile büyük Ağrı dağlarının pazarlık edilişlerinide celali aşiretinin nasıl kıskaçta tutulması gerek planlarıda su yüzüne çıkarmış oldu İrandaki İsalm devrimi .
Not : Bu yazılarım ve kısaca yorumlarımdan dolayı hiç bir gerekçeyle beni polik zan altında tutmamalarını rica ederim , savaş karşıtı anlyışım ile bir birinizi sevin derim birbirinize nekadar önem verirseniz kemâlatta dereceniz o kadar artar .
Hepinizi seviyle selanlarım
Nebi
güler







MEDENİYETİN  ÖLÇÜSÜ  İNSAN DEĞİLDİR , İNSANLIKTIR.
KÜRTLER YASAL İNSANLARDIR !..
KÜRTLER  İNSANİ  KANUNLARI  KENDİ AR VE NAMUSLARI  KADAR GÖZETİRLER .
KÜRT VE DÜSTUR  EŞ  ANLAMLIDIR  .

FERHENG www.elat.ch